Et Fıkrası
Hoca'nın canı et yemeği istemiş bir gün. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş.
- Akşama güzelce pişir bunları, demiş hanımına. Ne var ki o gün eve hanımı misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşamda bir tarhana çorbası çıkarmış. Hoca'nın önüne.
- Et nerde demiş Hoca. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış.
- Eti kedi yedi, demiş.
- Getir şu kediyi bakalım demiş Hoca. Sonra teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki tam iki kilo geliyor. Hoca hanımına sormuş:
- Peki hanım demiş, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti?
Anneler Şiiri
Farketmez yolcunun fakiri şahı
Bir ANNE karnında yatmaya başlar
Gün gelir ansızın üflenir ruhu
Kıpırdar yüreği atmaya başlar
Bir şaplakla çıkar sesi sedası
Bir soluk bir nefes verir Hüda'sı
ANNE çeşmesinden gelir gıdası
Yumar gözlerini yutmaya başlar
Minicik bedeni kolu bacağı
Kokusu şen eder evi ocağı
En büyük konforu ANNE kucağı
Yoksa kaşlarını çatmaya başlar
Güller saçar beneğinden çilinden
Anlaşılmaz dimağından dilinden
İlk lokmayı ANNESİNİN elinden
Alır da merakla tatmaya başlar
İlk adım koşması bahçesi parkı
Sonrasında başlar eğitim çarkı
ANNESİ gördükçe ondaki farkı
Neşesine neşe katmaya başlar
Gün geçtikçe öfke olur hınç olur
Şımarması ANNESİNE sanc'olur
An gelirde bir sevdalı genç olur
Gider başka eli tutmaya başlar
Düşse yataklara hasta olsa da
Dalsa derinlere yasta olsa da
Her işinde ehil usta olsa da
ANNE duasını etmeye başlar
Kol kanattır baharında kışında
Yanan m'olur ANNELERİN dışında
Sen ağlarken mezarının başında
İçinden bin parça gitmeye başlar
ANNELERDİR adam eder her toyu
Böyledir Hürdemi bu hayat boyu
Yolun sonu zaten bir derin kuyu
Ömür denen günler bitmeye başlar
Tekerleme
Titiz, temiz, tendürüst dadım; tadını tattığı tere demetini dide dide dağıttı da hiddetinden hem dut dalında takılı duran dırıltı düdüğünü öttürdü, hem de didine didine dedim dedi, dedim dedi dedi durdu.